BİR SÖZLEŞMENİN ESASLI UNSURLARI

Sözleşmenin Unsurları

Bir sözleşmenin esaslı unsurları, o sözleşmenin mevcut olabilmesi için mutlak surette bulunması gerek olan unsurlardır. Bu unsurlar; “satılan şey”, “semen” ve “tarafların satılan şey ile semenin mübadele edilmesi (değiştirilmesi) hususundaki anlaşmaları”dır.

A- Satılan Şey

Satış sözleşmesinin konusu, sadece maddi şeylerden ibaret değildir. Nitekim maddi şeylerin yanı sıra maddi olmayan şeyler de satılabilir. Diğer bir deyimle, “mameleki bir değer arz eden her şey (bir miras hissesi, alacak hakları, vb.) satım sözleşmesine konu olabilir.

Diğer taraftan, satım konusu şeyin sözleşmenin yapıldığı anda mevcut olması da gerekmez (örneğin; ileride elde edilecek ürünler de satılabilir). Ayrıca, satılan şeyin sözleşmenin yapıldığı anda satıcının mülkiyetinde olması da şart değildir. Diğer bir deyimle, sadece satıcıya ait olan şeyler değil, başkalarına ait olan şeyler de satılabilir.

Böyle bir satış sözleşmesi hukuken geçerlidir, ancak, satıcı ifa zamanında başkasına ait olan bu şeyi tedarik ederek alıcıya teslime muvaffak olamazsa, borcunu ifa edememiş olmaktan dolayı tazminat ödemek zorunda kalır.

B- Semen

Semen, alıcının satın aldığı şeye karşılık olarak satıcıya ödemeyi taahhüt ettiği paradır. Bu para, kural olarak ulusal paradır (BK,83). Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.

Semeni taraflar serbestçe tayin edebilirler. Semenin sözleşmenin yapıldığı anda miktar bakımından belli bir rakam olarak gösterilmesi şart değildir, tayin edilebilir olması lazım ve yeterlidir (BK, 182-III). Semen hiç tayin edilmemiş ise, satış siparişin yapıldığı gün ve yerdeki cari fiyat üzerinden akdedilmiş sayılır (Bk, 209-I).

C- Anlaşma

Satış sözleşmesinin esaslı unsurlarından biri de, alıcı ile satıcının semen karşılığında satılan şeyin mülkiyet ve zilyetliğinin devri hususunda anlaşmış olmalarıdır. Diğer bir deyimle, satıcı, satılan şeyin zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcı da semeni satıcıya ödeme taahhüdünde bulunmuş olmalıdır.

Satılan şeyin mülkiyeti, tarafların bu hususta anlaşmış olmalarıyla, yani satış sözleşmesinin yapılmış olmasıyla hemen alıcıya geçmez. Mülkiyetin alıcıya intikal edebilmesi (geçebilmesi) için menkullerde “zilyetliğin devri” işleminin yapılması gerekir (MK, 763). Bu işlem yapılmadığı sürece, alıcı semeni ödemiş olsa bile satılan şeyin “mülkiyeti”ni kazanamaz.

D- Nefi (yarar) ve hasarın (zararın) geçişi

Satış sözleşmesinde nefi (yarar) ve hasar (zarar), halin gereğinden veya özel şartlardan doğan istisnalar dışında, sözleşmenin yapılmasından itibaren alıcıya geçer (BK, 183-I). Satım sözleşmesi “geciktirici (taliki) bir şarta bağlanmış” ise, nefi ve hasarın alıcıya geçişi, ancak şartın gerçekleştiği andan itibaren vuku bulur (BK, 183-III).

Taraflar (BK, 183’deki) kuralın tersini kararlaştırabilecekleri gibi, bazen “halin gereği”de bu kuralın uygulanmamasını gerektirebilir. Buna örnek olarak, satıcının henüz malik olmadığı bir şeyi satması, aynı şeyin birden fazla satımı, teslimin satıcı lehine ertelenmiş (tehir edilmiş) olması halleri gösterilebilir.

Yazı hakkında yorum yazabilirsiniz