Kanuni Geçerlilik Şeklinin Türleri

Kanuni Geçerlilik Şeklinin Türleri Nelerdir?

Medeni Kanunumuz ve Borçlar Kanunumuzun geçerlilik şekli olarak öngördüğü şekiller (sözlü, yazılı, resmi şekiller) çeşitlidir. “Sözlü şekil” Borçlar Kanunu’nda mevcut olmayıp, Medeni Kanun’da da sadece iki hukuki muamelede (evlenme akdi ile sözlü vasiyet) sözkonusudur. Hukukumuzda aslolan “yazılı” ve “resmi” şekildir.

1- Yazılı şekil

Yazılı şekil’den maksat, tarafların el yazısı, daktilo veya sair bir aletle bir senet düzenleyerek altını imzalamalarıdır. Yazılı şeklin biri “metin”, diğeri “imza” olmak üzere başlıca iki unsuru vardır.

a) Metin

Metin, tarafların irade açıklamalarını içeren belgedir. Taraflar, bu belgede üzerinde karşılıklı olarak anlaşmaya vardıkları hususları belirtirler. Metnin, mutlaka borçlu veya alacaklı tarafından yazılması, el

yazısı veya daktilo veya sair bir vasıta ile yazılmış olmasının da önemi yoktur. Türkçe olduğu kadar, yabancı bir dilde yazılmış olan senetler de geçerlidir.

b) İmza

Yazılı şeklin ikinci ve önemli unsuru olan “imza”, bir şahsın kimliğini belli eden ve genellikle o şahsın adı ve soyadının yazılmasından meydana gelen bir işarettir. Önemli olan husus, imzadan sahibinin kim olduğunun anlaşılabilir olmasıdır. İmzanın, üzerine borç alan kimsenin el yazısı ile atılması zorunludur, ancak Borçlar Kanunu örf ve adetin müsait olduğu hallerde imzanın bir alet vasıtasıyla konulması da mümkündür.

2- Resmi şekil

Resmi şekil’den maksat, hukuki muamelenin yetkili resmi bir makam önünde yapılmasıdır. Hukukumuz da, bu makamlardan biri “noter”, diğeri ise “tapu memuru” dur. Bu makamların düzenledikleri senetlere “resmi senet” denir. Bu senetlerin içeriğinin, aksi ispat edilinceye kadar doğru olduğu hakkında bir karine vardır.

3- Şekle uymamanın sonuçları

Kanunun, ister “yazılı”, ister “resmi şekle” tabi tuttuğu hukuki muamelelerin mutlaka aranılan şekle uygun olarak yapılmaları gerekir. Böyle bir hukuki muamele, emredilen şekle uygun surette yapılmadığı takdirde hiçbir hüküm ifade etmez, yani batıldır (BK,11-II).

Şekle uymamanın müeyyidesi “mutlak butlan” olduğu içindir ki, hakim, bunu resen, yani taraflardan birinin ileri sürmesine lüzum olmaksızın kendiliğinden dikkate alır ve taraflardan her biri edimlerini yerine getirmiş olsalar bile, bunun geri verilmesini isteyebilir.

Yazı hakkında yorum yazabilirsiniz